Bazen bir tişört, bir bayraktan daha çok şey söyler.
Çünkü o tişört, sadece bir kumaş değildir. Senin “Ben buradayım!” deyişindir.
Yargıların, etiketlerin, kalıpların arasında sıkışmak yerine; kendi yolunu, kendi rengini, kendi sözünü seçmenin simgesidir.
Üzerinde taşıdığın desen ya da cümle, aslında içindeki en güçlü sesin dışarıya yansımasıdır.
Bir tişört, kimliğini saklamadan, kendini savunmadan, sadece olduğun gibi var olmanın ilanıdır.
O yüzden belki de bir bayraktan çok daha fazlasıdır; çünkü bir milletin değil, bir bireyin, senin kendi özgürlüğünün sembolüdür.
Ve o özgürlük, yalnızca bir kıyafetle değil, senin bakışınla, duruşunla, “Ben kendi sınırlarımı kendim çizerim” diyebilmendir.